Nisan 30, 2011
04:19
Sonunda, dünyayı yakma hususunda mutabık kaldık.
Yorganımız yok ne de olsa.
Nasılına gelince; henüz o konuda bir karara varmadık.
* * *
Dün oldu bunların hepsi. Uzun uzun tartıştık. Sonunda yürümekten yorulunca çaresiz ikna oldular.
Neden, diye sordular önce.
İlahi adalet yok, ilahi taraf tutma var, dedim. Kim ne derse desin, bu böyle ve hep böyleydi. En başından beri.. Artık daha fazla kendimizi kandırmanın anlamı yok. Gerçekler hiçbir zaman uzak olmadı. Hep yakındı ve yakıcıydı. Sırf daha fazla yansın diye canlar, tenimizde dolaşıyordu gerçeğin ateşi.
Bir sigara da bana ver, dedim.. Üşüdüm.. Bu sefer ciğerlerime kadar çektim dumanını sigaranın. Bakakaldılar hayretle.
Canım yanıyor, dedi A. (Toskaan’ın yeni arkadaşı. Ben de tanımıyorum. Kısaca A. diyelim. Bak şimdi Aylak Adam geldi aklıma.)
Mümkün, diye karşılık verdi Toskaan. Sonra tekrar başladı: Siz.. Beni de siz çıkardınız saklandığım yerden ve şimdi ortada bırakıp gittiniz.. Onlar da gitti. (Oğuz Atay haklıydı aslında Tutunamayanlar'da..) ve ben de dönüyorum geri.. Çıkardı, bir sigara da o yaktı.
Ben buna inandım, dedi A.. Gittiğin her şehirde mutlaka iyi insanlar vardır ve bu iyi insanlardan bazılarıyla arkadaş olursun.. Çok azıyla da iyi arkadaş olursun.. Hatta çok iyi arkadaş bile olursun, onlarla..
Peki, dost olabilir misin?
Dostun olabilirler mi?
Bilmiyorum, dedim. Fazla soru sormayın bana. Bakın, bir insan araya mesafe koymak istiyorsa; önce bahane üretir, sonra yokluğuna alıştırır, sonra da bir bakmışsın, çıkıvermişsin hayatından.. Her şey bu kadar basit işte. Arkadaşlığa dair tek bildiğim bu benim, dedim. Sonra döndüm Toskaan’a; ait olmadığın dünyalar için daha ne uğraşıyorsun? Şimdi çıkıp gitsen, toz olsan.. pek az kimsenin yalnızca üç günlük umurunda olursun.. sonrası alışkanlık.. hep alışkanlık.. dedim.
Ben böyle deyince çok kızdı Toskaan. Sen kendine bak, dedi. Edilgen insan! Durup dinlenilen ve sonra çekip gidilen.. Hatırlasana. Ne demişlerdi sana; “Sen dengesizsin. Herkesin kendi bir dünyası var ve sen illa girmeye çalışıyorsun.” Yapma. Sus Artık.
Sanırım haklıydı Toskaan. Senin de diğerlerinden farkın yok. Boş bulduğun yerden vuruyorsun, dedim, kendi kendime.. Anlamadım, dedi Toskaan.
Diyorum ki: Sevmek, bazen; çok sevmek, hiç bir zaman bir boka yaramıyor.. “Cambaza bak!”
Son cümlemle birisini gösterdiğimi zanneden A. hemen çevirdi yüzünü benden tarafa. Ellerim cepte, gülümsedim yüzündeki şaşkın ifadeye. Sonra döndüm Toskaan’a; Dostum, “Cambaza bak” oynamak ne kadar da zormuş. Bir gün her şey çıkınca ortaya, aforoz edecekler beni.
Durdum. Dönüp baktılar bana. Hadi geri dönelim. Yoruldum ben, dedim. A. çıkardı cebinden sigara paketini, ister misin bir tane daha, dedi. Reddedip sigarayı, uzun zamandır düşündüğüm şeyi söyledim:
Yazmayı bırakıyorum.
Beni öldürüyorsun yani, dedi Toskaan. Git diyorsun bana. Sustum. Cevap vermedim. Acaba gerçekten de bu muydu istediğim? Toskaan da ölecek miydi? Saçmalama, dedim kendi kendime. Ama ya ölürse o da? Herkes gibi gitmeyi tercih edip, dönmezse geri? Sus, dedim içimdeki sese.. Sus!
Üçümüzde susuyorduk artık.. Başımı kaldırdım, gökyüzüne baktım. Keşke yağmur yağsa dedim kendi kendime.. Hep canın istediği zaman yağıyorsun, bir kere de benim için yağ, dedim. Bağırdım. Bağırdım, evet, ama benden başka duyan olmadı.
(İçten içe, sessizce haykırmak.. Sen ne müthiş bir şeymişsin. Asıl şimdi anladım.)
Artık yaklaşmıştık eve. Sessizliği ilk bozan A. oldu. Neden, dedi?
Yazmak için bir neden bulamıyorum içimde. Hep yaptığım gibi kendim için de yazamıyorum artık. Bunca zamandır nedensiz de yazdık, ama artık tükendim.
Öyleyse başkası için yaz. Mesela kadınlar için yaz, dedi A.. Neden bakıyorsun öyle? Yazılmaz mı onlar için?
Kadınlar için.. Yazılır elbet. Yeri gelir birkaç satır da onlar için yazılır. Ama yine de bak mesela, bu dünyada şarkılar erkekler içindir. Erkekler söylesin diyedir. Kadınlarsa dinledikçe ağlasın diye.. Şiirler kadın uğruna yazılmıştır.. Mesela sayabilir misin bana şöyle çok ünlü, çok iyi bir kadın şair..? Çok zor.. Belki Austen ya da Anne Sexton falan dersin, zorlarsan tabi biraz zihnini.
Sylvia Plath’i de unutma, diye ekledi Toskaan. Zihnini kurcalayıp, kısa bir duraksamanın ardından, coşkuyla söylemeye başladı ezberindeki cümleleri:
Ölmek
Bir sanattır, diğer her şey gibi.
Üstüme yoktur bu konuda.
Öyle ölürüm ki, cehennem sanılır.
Öyle iyi ölürüm ki, gerçek sanılır.
Sanıyorum, sahneye çıkma sıran geldi diyeceksin.
Lady Lazurus. Çok severim bu dizeleri, ben.
Evet ben de severim, ama ben sayayım mesela, Pablo Neruda, Turgut Uyar, Can Yücel, Özdemir Asaf, Cemal Süreya, Baudelaire, Poe, Cummings, Rimbaud ve illaki Orhan Veli ve Nazım Hikmet.. Bir çoğu kadınların taptıkları isimler.
Çok şey söylenebilir aslında bu konuda. Kadınlar için de yazılır elbet. Ama bir şey daha eklenmelidir, atlanmadan: Kahramanlar hep erkektir bu dünyada. Ama kaybeden kahramanlar hep erkektir.. Kaybettikleri için kahramandır, o erkekler. Hem de herhangi bir kadın uğruna kaybettikleri için erkektiler, o kahramanlar...
Tamam tamam, dedi A.. Aldım ben cevabımı.
Ben bıraktım artık yazmayı, dedim. Bundan sonra ne yazılacak ne de anlatılacak.. Hiçbir şey eskisi gibi değil.. Belki de yalnızca kendim okurum yazdıklarımı. Artık yazma(sa)k yok..
“Cambaza bak” oynamak ne kadar da zormuş..
Peki hep mi böyle olacak, dedi endişeli gözlerle Toskaan. Bilmiyorum, en azından uzunca bir müddet böyle olacak, dedim.
Haydi yeter şimdilik. Bak geldik işte eve dedi A. Açtı kapıyı, sona kalanın kadehi de benim dedi. Geçti koşar adım sofranın başına, keyfimize bakalım, dedi.
Uzattı kadehini; rakı doldur, eksildik biraz, dedi..
Toskaan aldı eline şişeyi.. Döndü bana:
Bitmiş, dedi.
~ SON ~
E.D. - yzmsk.cm™/toskaan™
Kişisel Not: Bu yazı, yazmasak.com || yzmsk.cm™ deki yazılarıma son verdiğimin duyurusudur. Okunma kaygısı yaşanmadan çıktığımız bu yolda, hiç bir okuru iplemeden, sırf kendimiz için yazmalarımızın -en azından benim açımdan- bittiğinin duyurusudur. Burada tek tek sayamayacağım ve birbirleriyle ilişkili ilişkisiz bir çok saçma sebeplerin üzerine, yine beynimin zincirleme çalıştığı bir anda alınmıştır bu karar. Yazmayı bu kadar seven ben, bakalım ne kadar dayanabilecek bir daha yazmama kararına. En azından çok çok uzun bir süre bu kararımı gözden geçireceğimi hiç sanmıyorum.
Kişisel Kişisel Not: Sırf kibarlık olsun diye, her defasında, yazdıklarımın çok güzel olduğunu ve çok beğendiklerini söyleyen arkadaşlarıma teşekkür ederim. Üç yıl boyunca istikrarlı bir şekilde BOK gibi yazan bu üç kafadardan tekadam™ ve seqizz™, inatla devam edecektir BOK gibi yazmaya.. Taa ki beyinleri zincirleme çalışıncaya dek..
Kişisel Kişisel Kişisel Not: Daha önce yazmış olduğum yazılar, şimdilik yayından kaldırılmayacaktır.
Kişisel Kişisel Kişisel Kişisel Not: Yazmasak, intihar için sebebiniz yok...
| Yorumlar |
|
3.26 Copyright (C) 2008 Compojoom.com / Copyright (C) 2007 Alain Georgette / Copyright (C) 2006 Frantisek Hliva. All rights reserved."
| Sonraki > |
|---|

kisaca ben de mutsuzum hem de nedenim...
Götürmeyeceksin o zaman o çubuğu ...
tarzınızı çok sevdim hepinizinki&...
ask hep ayni ve yerinde cirkinlesen k...
anlamsizligiyla anlam kazanlar ve onl...
her çirkinin bir güzeli vardır..
her çirkinin bir güzeli vardır..
nerimanın yaptığı en iyi şey san...
çoq güzl ve içtenn
özellikle son iki yazında kelimeler...